| Sanatçı | George Clint (1770-1854) |
| Gravür Yapan | Herbert K. Bourne (1825-1907) |
| Basım Tarihi | 1855 |
| Baskı Türü | Çelik Baskı |
| Kategori | William Shakespeare ve Çalışmaları |
| Kaynak | The National Gallery Div 6 Comprising The Pictures Known As The Vernon Collection And A Selection From The Works Of Modern Sculptors |
William Shakespeare’in “Windsor’un Şen Kadınları” (The Merry Wives of Windsor) adlı komedisi, ilk kez 1602’de yayımlanmış ve Elizabeth dönemi İngiltere’sinin toplumsal ilişkilerini yansıtan en neşeli eserlerinden biri olmuştur. Konu, Shakespeare’in daha önce IV.Henry oyununda tanıttığı ünlü karakter Sir John Falstaff etrafında dönmektedir. Oyun boyunca Sir John Falstaff, Windsor’da yaşayan evli iki hanım (Mistress Ford ve Mistress Page) ile aynı anda gönül ilişkisi kurmaya kalkışır. Amacı aşk değildir, kadınların kocalarının paralarına ve kendi çıkarına ulaşmaktır. Fakat iki kadın, bu küstah girişimi fark eder ve onu alaya almak için planlar yaparlar. Gravürde görülen sahne, işte bu planlardan birinin hazırlık anıdır. Mistress Ford’un evinde geçen bu sahnede Falstaff, kadının gönlünü kazanmak için abartılı ve süslü sözler sarf eder. Ancak Mistress Ford rolünü ustalıkla sürdürmektedir. Ancak, yüzündeki gizli muziplik, aslında Falstaff’ı rezil etmeye yönelik planını ele verir. Bu plan, hizmetçiler koca bir çamaşır sepeti getirecek, Falstaff içine gizlenecek ve sepet Thames Nehri kıyısındaki çamurlu hendeğe boşaltılacaktır. Mistress Ford’un dudaklarının kenarındaki hafif gülümseme, hem bu komik sonuca işaret eder hem de Falstaff’ın düşeceği gülünç durumu önceden hissettirir. Gravürde Falstaff ağır gövdesi, gösterişli giysileri ve kendini beğenmiş tavırlarıyla resmin merkezindedir. Yüzündeki ifade, ciddiyetle söylenmiş aşk sözleri ile gülünç kibir arasında bir denge taşır. Mistress Ford, zarif giysisi ve sakin duruşu ile sahnenin karşıt kutbunu oluşturur. Fakat bakışındaki oyunbazlık, onun Falstaff’ı tuzağa çekmekte olduğunu ele vermektedir. Arka plandaki iç mekan detayları, evin gündelik ortamını yansıtırken, masanın üzerindeki cam küre gibi anakronik unsurlar, ressamın sahneye kendi döneminin dekoratif zevklerini kattığını göstermektedir.