GRAVÜR DÜNYASI
Dijital Gravür Kütüphanesi
Kırım Savaşında Müttefik Orduların İlerlemesinin Gösterimi İle Birlikte Alma Nehri ile Balaklava Arasındaki Bölgenin Haritası - John James Dower (1825-1901) - 1855
GHA12801NN
Yüksek çözünürlüklü görseller için bizimle iletişime geçin.

Kırım Savaşında Müttefik Orduların İlerlemesinin Gösterimi İle Birlikte Alma Nehri ile Balaklava Arasındaki Bölgenin Haritası

SanatçıJohn James Dower (1825-1901)
Gravür YapanJohn James Dower (1825-1901)
Basım Tarihi1855
Baskı TürüTahta Baskı (Gazete-Arkası Yazılı)
KategoriHaritalar
KaynakThe İllustrated London News (January 20 1855-Page 57)

Açıklama

Bu harita, Kırım Savaşı sırasında Alma Nehri ile Balaklava arasında bölgeyi ve bu bölgede Müttefik Orduların 1854 sonbaharında gerçekleştirdiği ilerleyişin güzergahını göstermektedir. Bu hat, Kırım Yarımadası’na çıkan kuvvetlerin karaya ayak bastıkları noktadan itibaren Sebastopol kuşatmasına uzanan rotayı kapsamaktadır. Haritanın kuzey kısmında Alma Nehri ile kuzeybatıdaki Kalamita Körfezi ve Eupatoria’dan başlayan bir müttefik taarruzu görülmekte, buradan güneye doğru Sivastopol kuşatmasına kadar olan askeri ilerleyiş kesik çizgilerle adım adım işaretlenmiş ve hat boyunca, savaş alanları, mevziler, köyler ve topografik özellikler ayrıntılı olarak gösterilmiştir. Özellikle Alma Nehri üzerindeki meşhur muharebe (20 Eylül 1854), müttefiklerin Kırım’a ilk büyük saldırısı olarak bilinmekte ve bu haritada nehrin batı yakasında konuşlanan Rus kuvvetleriyle doğu yakasında konumlanan Müttefik kuvvetlerin mevzileri açıkça işaretlenmiş ve müttefik ordularının nehri geçtikleri yerler, tepelik araziler ve yükseltilerle birlikte detaylandırılmıştır. Haritanın merkezinde Belbek Nehri ve Inkerman bölgesi dikkat çeker; burası Sebastopol kuşatması süresince stratejik bir çatışma alanı olmuştur. İngiliz karargahlarının, Fransız birliklerinin ve Rus savunma hatlarının konumları ayrıntılı biçimde belirtilmiş, ayrıca “Monastery of St. George” (Aziz George Manastırı), “Tchernaya River” (Çernaya Nehri), “Heights of Inkerman” (Inkerman Tepeleri) gibi hem askeri hem dini ve coğrafi öneme sahip noktalar haritada açıkça tanımlanmıştır. Balaklava Limanı ise haritanın güneyinde yer almakta olup, hem lojistik destek noktası hem de Balaklava Muharebesi (1854) açısından büyük öneme sahiptir. Bu bölgedeki İngiliz karargahı, sahra hastaneleri ve ikmal yolları detaylı şekilde işlenmiş, özellikle müttefik ordularının ikmal hatları, limanlar ve dağ geçitleriyle olan bağlantıları gösterilmiştir. Bu harita ile ilgili gazete haberinde Müttefik orduların ilerleyişine ilişkin bazı olumsuz yorumlar yapılmıştır; 1854 sonbaharında Sebastopol kuşatması başlamadan önce, Müttefik orduların Alma Nehri’nden Balaklava Limanı’na uzanan ilerleyişi, askeri tarih açısından hem büyük umutlar hem de ciddi stratejik hatalarla dolu bir dönem olarak değerlendirilmiştir. İlk zaferin ardından gelen duraksama süreci, gerek Fransız gerekse İngiliz komutanların farklı öncelikleri ve karar alma konusundaki tereddütleri nedeniyle fırsatların kaçırılmasına yol açmıştır. Alma Muharebesi sırasında önceden kararlaştırılan saldırı planından sapılmış, bu da özellikle İngiliz birliklerinin ağır kayıplar vermesine neden olmuştur. Lord Raglan ve Mareşal St. Arnaud’un Alma sonrası düşmanı takip etmeyip Sebastopol’a hemen yönelmemesi, Rus ordusunun toparlanarak savunmalarını güçlendirmesine imkan tanımıştır. Özellikle Fransız komutanın güneyden dolanma kararına karşı çıkan bazı İngiliz subayları, hızlı bir saldırıyla şehrin doğrudan alınabileceğini savunmuştur. Ancak bu görüşler kabul görmemiş, kuşatma kararı alınmış ve bu süreçte üç haftalık bir bekleme süresi yaşanmıştır. Bu sürede Ruslar, kadın ve çocukları da seferber ederek Sebastopol’un güneyini tahkim etmiş; Müttefiklerin sınırlı sayıda topları, yetersiz cephaneleri ve koordinasyonsuz mühendislik çalışmaları karşısında etkili bir savunma hattı oluşturmuştur. İngiliz ve Fransızlar arasında zamanlama ve strateji farkları, topçu gücünün yetersizliği ve planlama eksiklikleri, Sebastopol’un kolayca ele geçirilebileceği bir anda şehrin alınamamasına neden olmuştur. Sonuçta, Müttefik ordular savaşın seyrini belirleyecek büyük bir stratejik avantajı değerlendirememiş, bu da savaşın uzamasına ve daha büyük kayıplara yol açmıştır.