| Sanatçı | Godefroy Durand (1832-1896) |
| Basım Tarihi | 1877 |
| Baskı Türü | Tahta Baskı (Gazete) |
| Kategori | Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye |
| Kaynak | The Graphic (December 29 1877-Page 609) |
Bu gravür, 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın en dokunaklı ve tarihi anlarından birini, Plevne Müdafaası sonrası Osman Paşa ile Grand Dük Nikolay arasındaki buluşmayı betimlemektedir. Beş ay süren direnişin ardından Osman Paşa, 10 Aralık 1877 tarihinde yaralı halde Rus ordusuna teslim olmuş, ancak bu teslimiyet bir yenilgiden çok bir onur sahnesi olarak tarihe geçmiştir. 29 Aralık 1877 tarihli The Graphic News gazetesinde yayımlanan bu gravür, o anı ölümsüzleştirmektedir. Söz konusu gravür ile ilgili gazetedeki haber metni ise Osman Paşa’nın teslim anını şahitlik eden bir savaş muhabiri yazısıdır. Aşağıda, haber metninin Türkçe tercümesi, özgün anlamı korunarak tamamı verilmiştir; “OSMAN PAŞA İLE GRAND DÜK NİKOLAS’IN BULUŞMASI - Bu ayın onuncu günü, beş ay süren yıpratıcı bir kuşatmanın ardından ve kuşatılanların General Todleben’in çelikten inatçı çemberini kırmak için yaptıkları son bir çaresiz girişimden sonra, Türk saflarında beyaz bir bayrak görüldü ve binlerce Rus boğazından yükselen büyük bir haykırış duyuldu. Plevne teslim olma noktasına gelmişti. Osman Paşa'nın kurmay başkanı olan Türk subayı Tevfik Bey, bir ateşkes bayrağıyla General Skobeleeff ve kurmaylarının yanına at sırtında geldi ve Ruslara Osman Paşa'nın yaralı olduğunu ve teslim müzakerelerine hazır bulunduğunu bildirdi. Çarlık kurmay başkanı General Strukoff ile birkaç kelime ettikten sonra, Tevfik Bey geri dönüp durumu komutanına iletti. Kısa süre sonra General Ganetski ile Osman Gazi arasında bir görüşme gerçekleşti ve bir saat içinde Osman Gazi tüm ordusuyla birlikte Ruslara teslim oldu. Cesareti ve becerisi herkesin takdir ettiği Osman Paşa'ya her taraftan büyük bir sempati ve saygı gösterildi. Yaralı General bir arabaya bindirilerek Plevne'ye götürüldü. Ancak Büyük Dük Nikolay'ın kendisine doğru geldiğini duyan Osman Paşa, onu karşılamak için geri döndü. Bu tarihi buluşmayı Daily News muhabiri şöyle tasvir eder: Grand Dük at arabasına doğru geldi ve iki komutan birkaç saniye boyunca tek kelime etmeden birbirlerinin yüzlerine baktılar. Sonra Grand Dük elini uzattı, Osman Paşa'nın elini içtenlikle sıktı ve şöyle dedi: " Plevne savunmanızdan dolayı sizi tebrik ederim. Plevne savunmanız¸ askeri tarihin en muhteşem kahramanlıklarından biri olmuştur." Osman Paşa hüzünle gülümsedi, yarasına rağmen acı içinde ayağa kalktı, duyamadığım bir şeyler söyledi ve sonra yerine oturdu. Bunun üzerine Rus subaylarının hepsi bir ağızdan ‘Bravo! Bravo!’ diye bağırdılar ve saygıyla selam durdular. Aralarında Plevne Kahramanı'na büyük bir hayranlık ve sempatiyle bakmayan tek bir kişi bile yoktu. Prens Charles’da atıyla geldi ve farkında olmadan Büyük Dük'ün neredeyse her kelimesini tekrarladı ve aynı şekilde tokalaştı. Osman Paşa tekrar ayağa kalktı ve bu sefer kasvetli bir sessizlikle eğildi. General Skobeleff, Osman Paşa hakkında şunları söyledi; “'Büyük bir askeri reisin yüzüdür. Onu görmüş olmaktan memnunum. O Osman Gazi’dir ve teslim olmuş olsa da zaferinin unvanını daima taşıyacaktır.” Savaş muhabiri Osman Paşa’yı şöyle tasvir etmektedir. “Üzerinde mavi, sade bir pelerin vardı, rütbesini belli edecek hiçbir işaret taşımıyordu. Başında kırmızı bir fes vardı. Kısa siyah sakallı, griye çalan hiç bir kılı olmayan, iri yapılı bir adamdı. Büyük Roma tipi bir buruna ve siyah gözlere sahipti. Yüzü güçlü bir yüzdü ve enerjisi ile kararlılığı her çizgide belli oluyordu. Ancak yorgun ve solgun bir yüzdü; beş ayın izlerini derin çizgilerle taşımaktaydı. O kara gözlerden hüzünlü, sabırlı ve derin düşünceli bir bakış yansıyordu.”