| Sanatçı | Melton Prior (1845-1910) |
| Basım Tarihi | 1877 |
| Baskı Türü | Tahta Baskı (Gazete-Arkası Yazılı) |
| Kategori | Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye |
| Kaynak | The illustrated London News (April 21 1877-Page 377) |
Bu gravür, 21 Nisan 1877 tarihli The Illustrated London News’ün ekinde yer alan “Constantinople as it is” başlığı altında yayımlanmış olup, Osmanlı başkentinin hem genel görünümünü hem de toplumsal atmosferini aynı sayfada bir araya getirmektedir. Başlığın altındaki kompozisyon, Ayasofya’nın kubbesi ve minarelerini merkeze alarak kentin dini ve tarihsel kimliğini öne çıkarırken, etrafına serpiştirilen kubbeler, minareler, çadırlar, faytonlar ve gündelik yaşam sahneleriyle İstanbul’un hem “Doğu’ya özgü egzotik” hem de “modernleşen kozmopolit” yüzünü Batılı okuyucuya sunmayı amaçlamaktadır. Bu görsel, dönemin İngiliz basınında sıklıkla görülen oryantalist bakış açısının yanı sıra, Osmanlı başkentinin uluslararası kamuoyunda nasıl algılandığını da yansıtmaktadır. Başlığın altında yer alan esas sahnede ise, 93 Harbi (1877–78 Osmanlı-Rus Savaşı) öncesinde Türk, Rum, ve Ermenilerin bir kahvehanede toplanarak hararetli bir şekilde “savaş mı barış mı?” tartışmaları betimlenmektedir. Gazetenin yayımlandığı dönem, 93 Harbi’ne (1877–78 Osmanlı-Rus Savaşı) giden sürecin son günleridir. Kanun-ı Esasi ve Meclis-i Mebusan’ın açılışı, 1876’daki Balkanlardaki Ayaklanmalar, uluslararası düzeyde ‘Doğu Meselesi’ tartışmaları ve Rusya ile artan gerginlik ortamında, İstanbul’daki kahvehaneler gündemin konuşulup tartışıldığı başlıca kamusal mekanlardan biri haline gelmiştir. Gravürde, farklı etnik-dini kimlikleri çağrıştıran kıyafetleri ile Rum, Ermeni ve Türklerin aynı mekanda “savaş mı, barış mı?” sorusu etrafında hararetle tartışmaktadırlar. Bu gravür, Osmanlı İmparatorluğu’nun çok-toplumlu kamusal alanının gündelik pratiğini temsil etmektedir. Nargile ve çubuklar, minik kahve fincanları, duvardaki Arap harfli ilan/levha, yağ kandilleri ve raflardaki ibrikler, hem mekanın maddi kültürünü hem de sözlü-müzakereci siyasetin rutinini işaret etmektedir. Bu birliktelik, farklı cemaatlerin savaş öncesi beklenti ve endişelerinin aynı çatı altında buluştuğunu ve devletin savaş / barış kararının yalnızca saray ve ordu ölçeğinde değil, kentli kamuoyunda da tartışıldığını göstermektedir.