| Basım Tarihi | 1875 |
| Baskı Türü | Çelik Baskı |
| Kategori | Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye |
| Kaynak | Bilder-Atlas: Ikonographische Encyklopädie der Wissenschaften und Künste ; ein Ergänzungswerk zu jedem Conversations-Lexikon ; 500 Taf. in Stahlstich, Holzschnitt u. Lithographie ; in 8 Bd.. 5 by bearb. von Karl Gustav Berneck … - Druck und Verlag von F. A. Brockhaus in Leipzig |
1875 tarihli bu gravür, Osmanlı mimarisinin estetik ve yapısal çeşitliliğini gözler önüne sermektedir. Gravürde yer alan eserler hem İstanbul’daki önemli Osmanlı yapılarının genel görünümlerini hem de mimariye eşlik eden süsleme sanatlarını belgelemektedir. Üst sırada soldan sağa ilk olarak, Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1550–1557 yılları arasında Mimar Sinan’a yaptırılan ve klasik Osmanlı mimarisinin en ihtişamlı örneklerinden biri olan Süleymaniye Camii'nin dış perspektifi yer alır. Bu görünümde, caminin kubbesi, yarım kubbeleri ve zarif minareleri İstanbul’un topoğrafyası içinde anıtsal bir duruş sergilemektedir. Geniş bir külliye (medrese, hastane, hamam, imaret vb.) ile birlikte inşa edilmiştir. Kubbe yüksekliği 53 metre, çapı 27,5 metredir. Dış sadeliği ile iç zarafeti dengelenmiştir. İstanbul siluetini şekillendiren yapılardan biri olup Osmanlı padişahlarının gücünü ve dini otoritesini yansıtır. Ortada bugünkü İstanbul Üniversitesi merkez kampüsü (Eski Harbiye Nezareti) içinde bulunan Serasker Kulesi (Günümüzde Beyazıt Kulesi olarak bilinir.) gösterilmiştir; bu kule hem yangın gözetleme kulesi olara hem de haberleşme amacıyla 19. yüzyıl ortalarında inşa edilmiş, 19. yüzyıl boyunca İstanbul silüetinin önemli bir unsuru olmuştur. Sağdaki cami ise Sultan Bayezid Camidir ve erken klasik dönem Osmanlı mimarisinin öncülerindendir. Sultan II. Bayezid tarafından 1501-1506 yılları aarasında yaptırılan cami, İstanbul’daki ilk klasik Osmanlı külliyesi olma özelliğini taşır. Ayasofya’dan ilham alınmış, merkezi kubbe sistemine sahiptir. Avlulu planlı camiler geleneğinin önemli bir örneğidir. Külliye, medrese, imaret, hamam, kütüphane ve darüşşifa ile çevrilidir. Alt sırada ise solda ve sağda yer alan iki panel, İslami süsleme sanatı açısından büyük öneme sahiptir. Bu süslemeler, muhtemelen sırlı çini desenleri ya da alçı işçiliği gibi yapı içi dekoratif detayları göstermektedir. Yazı kuşakları (kitabeler) ve geometrik-nehirsel motifler, İslam sanatında sıkça rastlanan ve hem estetik hem de sembolik işlev taşıyan öğelerdir. Alt orta bölümde yer alan yapı ise Sultan III. Ahmedtarafından 1728 yılında yaptırılan III. Ahmet Çeşmesi’dir. İstanbul Topkapı Sarayı’nın girişinde yer alan bu çeşme, Lale Devri’ni temsil eden barok üsluplu Osmanlı mimarisinin öne çıkan örneklerindendir. Geniş saçaklı çatısı, ince sütunları ve yazıt kuşakları ile dönemin sanat anlayışını yansıtır. Gravür, yalnızca Osmanlı İstanbul’unun simgesel mimarisini değil, aynı zamanda İslam sanatının Kuzey Afrika’daki uzantılarına dair örnekleri de içermesi bakımından entegre bir bakış sunmaktadır.