| Sanatçı | William Henry Bartlett (1809-1854) |
| Gravür Yapan | E.Benjamin (Active 1834-1846) |
| Basım Tarihi | 1840 |
| Baskı Türü | Çelik Baskı |
| Kategori | Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye |
| Kaynak | The Beauties Of The Bosphorus (London Published For Proprietors By Geo. Virtue 26 Ivy Lane) |
William H. Bartlett’in “Pera Mezarlığından Dolmabahçe” başlıklı gravürü, bugünkü Dolmabahçe Sarayı’nın inşa edildiği alanın 19. yüzyıldaki görünümünü ve toplumsal atmosferini belgelemektedir. Bugün Dolmabahçe Sarayı’nın bulunduğu bu alan, 19. yüzyıl ortalarına kadar “Büyük Kabristan” adıyla bilinen müslüman mezarlığın bir parçasıydı. Bu mezarlık, günümüzün Taksim Meydanı’ndan başlayarak Gümüşsuyu ve Fındıklı mahallelerinden geçerek Boğaz’a inen yamaçları kaplamaktaydı. Ancak 19. yüzyıl ortalarından itibaren kademeli olarak iskana açılan bu büyük mezarlık zamanla tamamen ortadan kaldırılmıştır. Gravür, Pera (Beyoğlu) Müslüman Mezarlığı’ndan Boğaz’a doğru bakış açısıyla çizilmiş olup, hem doğal peyzajı hem de Osmanlı yaşamının gündelik sahnelerini yansıtan ayrıntılarıyla dikkat çekmektedir. Gravürün bulunduğu “The Beauties of the Bosphorus – Boğaziçi’nin Güzellikleri” adlı kitapta, Dolmabahçe’nin kabak tarlalarıyla ünlü olduğu ve bu nedenle ‘Kabaklar Vadisi’ olarak da anıldığı ifade edilmiştir. Ayrıca, bölgede meyve bahçeleri, kabak tarlaları ve mısır ekimleri olduğu ve badem, servi, elma ve ulu çınar gibi ağaçların hem mezarlığın dinginliğini hem de Boğaziçi manzarasının pastoral güzelliğini tamamlamakta olduğu belirtilmiştir. Boğaz’a inen yamaçlara kadar uzanan mezarlığın kendisi oldukça manzaralı bir yer olarak tarif edilmiştir. Seyyahların aktardığına göre, mezarlığın tepe zirvesindeki kahvehane yaz aylarında Müslüman ve gayrimüslim halkın uğrak noktasıydı. Ziyaretçiler burada kahve ve nargile eşliğinde, hasır taburelerde gölgeli ağaçların altında oturarak Boğaziçi’nin en güzel manzaralarından birini seyrederlerdi. Dolayısıyla Bartlett’in bu gravürü, yalnızca Dolmabahçe’nin saray kimliğine bürünmeden önceki manzarasını değil, aynı zamanda Taksim’den Boğaz’a uzanan ve günümüzde tamamen kaybolmuş olan büyük Müslüman mezarlığının tarihsel varlığını belgeleyen görsel kaynaklardan biridir.