| Sanatçı | William Henry Bartlett (1809-1854) |
| Gravür Yapan | Robert Brandard (1805-1862) |
| Basım Tarihi | 1854 |
| Baskı Türü | Çelik Baskı |
| Kategori | Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye |
| Kaynak | The Beauties Of The Bosphorus (London Published For Proprietors By Geo. Virtue 26 Ivy Lane) |
Üsküdar’ın Salacak sahilinde küçük bir ada üzerinde yer alan ve batılı seyyahların “Guz-Couli” ya da “Leander’s Tower” olarak andığı Kız Kulesi, tarih boyunca efsanelerle çevrelenmiş ve Boğaziçi’nin en çarpıcı yapılarından biri olarak Batılı seyyahların ve ressamların dikkatini çekmiştir. Gravürün yer aldığı “The Beauties of the Bosphorus” (Boğaziçi’nin Güzellikleri) adlı eserde, kulenin hem mimari konumu hem de kültürel yansımaları üzerinde özellikle durulmaktadır. Eserde aktarıldığı üzere, kulenin denizin ortasında, dalgalarla çevrili yalnız silueti Batılı gözlemciler için olağanüstü bir görsel etki yaratmıştır. Seyyahlar, burayı efsanelerle ilişkilendirmiştir. Kimi zaman Cleopatra’yı anımsatan şekilde yüksek soylu bir kızın bir yılan sokmasıyla burada ölmesini anlatan masallar, kimi zaman da Hero ile Leander’in trajik aşk öyküsüyle birleştirmiştir. Bu nedenle kule, Avrupalı gezginlerin yazılarında sıkça “Leander’s Tower” olarak anılmıştır (Kütüphanemizde bulunan “Hero ve Leander'in Ayrılığı” isimli gravürde öyküyü bulabilirsiniz.). Tarihsel kaynaklar, M.Ö. 400’lü yıllarda Karadeniz’den gelen gemileri denetlemek ve vergi almak amacıyla inşa edilen yapının 12. yüzyılda Doğu Roma İmparatoru I. Manuel Komnenos tarafından adacıkta bir savunma kulesi inşa ettirildiğini ve Sarayburnu ile kule arasında gerilen demir zincirle Boğaz’ın savunmasında stratejik bir rol oynadığını kaydetmektedir. Daha sonraki dönemlerde fener, gözetleme kulesi, karantina merkezi ve hatta gravürün yapıldığı tarihte veba hastanesi olarak kullanılmış, böylece fonksiyonu zamanla çeşitlenmiştir. Günümüzde ise müze olarak hizmet vermektedir. Kız Kulesi, kare planlı yapısıyla Bizans döneminden Osmanlı’ya uzanan değişimlerin izlerini taşımaktadır. Deniz ortasındaki konumu, kuleyi hem savunma hem de simgesel anlamda İstanbul’un en romantik siluetlerinden biri haline getirmiştir. Gravürde, yapının yalnızlığı, etrafındaki dalgaların hareketi ve İstanbul kıyılarına hakim bakışı, 19. yüzyılın oryantalist bakış açısıyla birleşerek resmedilmiştir.