GRAVÜR DÜNYASI
Dijital Gravür Kütüphanesi
Boğaziçinde Yeniköy  - William Henry Bartlett (1809-1854) - 1839
GOT0203K
Yüksek çözünürlüklü görseller için bizimle iletişime geçin.

Boğaziçinde Yeniköy

SanatçıWilliam Henry Bartlett (1809-1854)
Gravür YapanJohn James Hinchliffe (1805-1875)
Basım Tarihi1839
Baskı TürüÇelik Baskı
KategoriOsmanlı İmparatorluğu ve Türkiye
KaynakThe Beauties Of The Bosphorus (London Published For Proprietors By Geo. Virtue 26 Ivy Lane, 1839)

Açıklama

Bu gravür, Boğaziçi’nin en güzel yerleşimlerinden biri olan Yeniköy’ü betimlemektedir. Gravürün yayımlandığı “The Beauties Of The Bosphorus” isimli kitapta Yeniköy şöyle tarif edilmiştir; “Boğaziçi’nde Yeniköy kadar güzel köy azdır. Avrupa yakasında, Tarabya’nın iki mil güneyinde yer alan köyde evlerin çoğu denizin üzerine uzanır. Dalgaların dar teraslara vurması ve akıntının oluşturduğu uğultu özellikle yaz aylarında serinletici bir etki yaratır. Köyün üst kısımları ağaçlarla kaplıdır ve zengin Ermeni sarrafları ve Rum tüccarları burada sayfiye köşklerine sahiptir.” Gravürde de, ahşap Osmanlı konutlarının deniz kıyısına doğru uzanan cumbaları, suyun üzerinde adeta asılı duruyormuş gibi resmedilmiştir. Bu ahşap yalılar, geleneksel kayıklar ve yelkenliler dönemin İstanbul’unda Boğaziçi yaşamının zarafetini ve estetik anlayışını yansıtmaktadır. Dönemin en zengin ermeni banker ve diplomatı Dooz Oglou’nun çevredeki otuz evi birden satın alarak inşa ettiği görkemli ahşap konağı, köyün siluetinde dikkat çeken bir unsurdur. Gravür, Yeniköy’ün yalnızca mimari güzelliğini değil, toplumsal ve kültürel canlılığını da ortaya koymaktadır. The Beauties of the Bosphorus adlı eserde Yeniköy’ün, Bizanslıların İstanbul’u ikinci kez ele geçirmesini anmak için düzenlenen Yunan ‘Ateş Festivali’nin üç merkezinden biri olduğu ve 1840’lara gelindiğinde bu tören yalnızca Yeniköy, Tarabya ve Büyükdere’de devam ettiği belirtilmiştir. Ayrıca, festivalde kıyılara kazıklarla yapay adalar kurulup üzerlerine yanıcı maddeler yığıldığı, katranla ıslatılmış kayıklar limana bağlandığı ve sahil boyunca yakılan dev ateşler sayesinde üç köy ışık ve renk oyunlarıyla birbirine bağlanarak Boğaziçi adeta masalsı bir sahneye dönüştüğü anlatılmıştır. Gravürde kullanılan ışık ve gölge oyunları, sabahın erken saatleri ya da gün batımı izlenimi yaratmaktadır. Dalgaların hareketliliği ile kıyıya yaslanan ahşap evlerin dinginliği arasında kurulan karşıtlık, esere dramatik bir derinlik kazandırmaktadır. Martıların uçuşu, kayıkların devinimi ve arka plandaki büyük yelkenliler, kompozisyona hem hareket hem de denizle iç içe bir yaşamın sürekliliğini eklemektedir.