GRAVÜR DÜNYASI
Dijital Gravür Kütüphanesi
Mimari - Toskan ve İyon Düzeninde Sütun Kaideleri, Başlıkları ve Oranları  -  - 1840`s
GMS25801
Yüksek çözünürlüklü görseller için bizimle iletişime geçin.

Mimari - Toskan ve İyon Düzeninde Sütun Kaideleri, Başlıkları ve Oranları

Basım Tarihi1840`s
Baskı TürüBakır Baskı
KategoriMimari ve Süsleme
KaynakStahlstich (Direction v. Kleinknecht) aus der Schweinfurter Graviranstalt des Bibliographisches Institut, Hildburghausen, Amsterdam, Paris & Philadelphia

Açıklama

Bu gravür, Klasik Antik Çağ’daki sütun düzenlerini sistemli biçimde tanımlayan Vitruvius geleneğinin, 19. yüzyıl akademik mimarlık eğitiminde nasıl temsil edildiğini gösteren tipik bir örnektir. Solda Toskan düzeni, sağda ise İyon düzeni ölçeklendirilmiş oran tabloları ile birlikte verilmiştir. Bu iki düzen, klasik mimari hiyerarşisinde “en yalın olan”dan (Toskan) “daha rafine olana” (İyon) doğru bir biçimsel evrim çizgisini temsil etmektedir. Bu değişim, yalnızca süsleme biçimlerinin artması olarak değil, 18.–19. yüzyılın akademik anlayışında medeniyet ve kültürel gelişimin mimari biçimlere yansıması olarak da görülüyordu. Gravür, sütun kaidesi, gövde, başlık ve üst yapı (entablatur) bölümlerine ait oran ve ölçü hesaplamalarını, milimetrik bir kesinlik içinde gösterir. Bu, 19. yüzyıl akademilerinde mimarlığın “matematiksel bir dil” olarak kavranmasının en tipik tezahürüdür. İyonik başlığın spiral kıvrımları ve kavisli profil geçişleri, yüzeyde süsleme gibi görünse de aslında geometrik modüllere indirgenmiş, hesaplanabilir bir sistem olarak sunulmuştur. Tuskan’ın sade bandları ve süslemesiz yüzeyleri ise “ilk düzenin yalınlığı”nı, rustik ve ağır duruşunu hatırlatır. Bu tür çizimler, 19. yüzyılda mimarlık öğrencileri için adeta zorunlu bir temel eğitim dili niteliğindeydi. Çünkü bir projede üst yapının (entablatur) yüksekliği, sütun çapı veya spiral kıvrımların (volütlerin) yarıçapı gibi tüm oranlar, burada gösterilen modül sistemine göre hesaplanıyordu. Dolayısıyla bu gravür sadece bir stil karşılaştırması değil, aynı zamanda Klasik Oran Sistemi’nin 19. yüzyıl pedagojisinde nasıl “norm” haline getirildiğini de gostermektedir.