GRAVÜR DÜNYASI
Dijital Gravür Kütüphanesi
Mimari (19. Yüzyılın Modern Mimarlığı) 1. Eski Pinakothek 2. Yeni Pinakothek 3. Münih’te Propylaia 4. Dresden Müzesi 5. Aynı yapının Orta Pavyonu 6.-7. Leipzig’te Yeni Tiyatro 8. Müzik Derneği Binası 9. Viyana’da Palais Epstein -  - 1875
GMS25601
Yüksek çözünürlüklü görseller için bizimle iletişime geçin.

Mimari (19. Yüzyılın Modern Mimarlığı) 1. Eski Pinakothek 2. Yeni Pinakothek 3. Münih’te Propylaia 4. Dresden Müzesi 5. Aynı yapının Orta Pavyonu 6.-7. Leipzig’te Yeni Tiyatro 8. Müzik Derneği Binası 9. Viyana’da Palais Epstein

Basım Tarihi1875
Baskı TürüÇelik Baskı
KategoriMimari ve Süsleme
KaynakBilder-Atlas: Ikonographische Encyklopädie der Wissenschaften und Künste ; ein Ergänzungswerk zu jedem Conversations-Lexikon ; 500 Taf. in Stahlstich, Holzschnitt u. Lithographie ; in 8 Bd.. 5 by bearb. von Karl Gustav Berneck … - Druck und Verlag von F. A. Brockhaus in Leipzig

Açıklama

Bu gravür, 19. yüzyıl Avrupa mimarisinin modernleşme anlayışının, geçmiş dönemlerden esinlenen ve farklı tarzları bir araya getiren bir mimari anlayışla oluşturulduğunu göstermektedir. Gravürde görülen yapılar Almanya ve Avusturya başta olmak üzere Orta Avrupa’nın kültür politikalarını dönüştüren iki ana hat üzerinde okunabilir: (1) müze ve bilim kurumlarının yükselişi, (2) kamusal ve temsilidevlet mimarisinin, daha gösterişli ve sahne etkisi yaratan bir üsluba dönüşmesi. Münih’teki Alte ve Neue Pinakothek, sanat koleksiyonunun ulusal bir değer ve prestij unsuru haline geldiği anlayışın en erken örneklerindendir. Bu binaların iç düzeni ve dış mimarisi, antik dönem ve İtalyan Rönesansından esinlenerek akademik bir ölçü ve düzen anlayışı oluşturur. Dresden Müzesi ve Leipzig Yeni Tiyatrosu örnekleri ise, müze ve opera/tiyatro binasının birer “metropolleşme sembolü” haline gelişini gösterir. Viyana’daki Palais Epstein ve Musikverein binası, Habsburg başkentinin 19. yüzyıl ikinci yarısında Ringstrasse boyunca gerçekleştirdiği en prestijli şehir sahnelemelerinden birine işaret eder. Burada mimarlık, yalnızca işlevsel bir yapı üretmekle kalmaz, imparatorluk merkezinin kültürel hiyerarşisini ve entelektüel kimliğini temsil eder. Bu gravür, bu örnekleri bir araya getirerek 19. yüzyıl Avrupa modernitesinin, sanayi sonrası kimliğini oluştururken “antik biçimlere dönüş” ile “ulus-devletin kendini temsil etme arzusu”nu nasıl aynı anda var edebildiğini açık ve akademik bir biçimde gösterir.