GRAVÜR DÜNYASI
Dijital Gravür Kütüphanesi
Mimari (Klasisizm ve Neo-Rönesans Dönemi) 1. Sainte-Madeleine Kilisesi’nin Dış Görünüşü 2. Sainte-Madeleine Kilisesi’nin iç Görünüşü 3. Vendome Sütunu 4. Arc de l’Etoile (Zafer Takı), Paris 5. Brandenburg Kapısı 6. Berlin Kraliyet Tiyatrosu 7. Münih Glyptothek’i (Heykel Müzesi) 8. Regensburg Yakınlarında Walhalla Anıtı -  - 1875
GMS25401
Yüksek çözünürlüklü görseller için bizimle iletişime geçin.

Mimari (Klasisizm ve Neo-Rönesans Dönemi) 1. Sainte-Madeleine Kilisesi’nin Dış Görünüşü 2. Sainte-Madeleine Kilisesi’nin iç Görünüşü 3. Vendome Sütunu 4. Arc de l’Etoile (Zafer Takı), Paris 5. Brandenburg Kapısı 6. Berlin Kraliyet Tiyatrosu 7. Münih Glyptothek’i (Heykel Müzesi) 8. Regensburg Yakınlarında Walhalla Anıtı

Basım Tarihi1875
Baskı TürüÇelik Baskı
KategoriMimari ve Süsleme
KaynakBilder-Atlas: Ikonographische Encyklopädie der Wissenschaften und Künste ; ein Ergänzungswerk zu jedem Conversations-Lexikon ; 500 Taf. in Stahlstich, Holzschnitt u. Lithographie ; in 8 Bd.. 5 by bearb. von Karl Gustav Berneck … - Druck und Verlag von F. A. Brockhaus in Leipzig

Açıklama

Bu gravür, 19. yüzyılın Avrupa mimarlığında Klasisizm ve onun devamı niteliğindeki Neo-Rönesans arayışlarının en güçlü temsil mekanlarını bir araya getirmektedir. Paris, Berlin, Münih ve Regensburg gibi dört önemli kültür merkezinde, antik Greko-Romen (Yunan-Roma) mirasın yeniden yorumlanışı, hem devlet ideolojisini yansıtan hem de ulusal kimlik inşasında kullanılan bir araç haline gelmiştir. Paris’teki Sainte-Madeleine (La Madeleine) Kilisesi’nin, bir Roma tapınağını andıran peripteros plan (sütunlarla çevrili tapınak planı) tipinde inşa edilmesi, Napolyon’un imparatorluk ideolojisini antik Roma’nın görkemiyle birleştirme çabasını simgeler. Napolyon’un zaferleri için dikilen Vendome Sütunu ve Arc de l’Etoile (bugünkü Arc de Triomphe) klasik ikonografiyi 19. yüzyıl propaganda diline dönüştürür. Berlin’deki Brandenburger Tor, Prusya monarşisinin klasik hümanizmi kendi politik meşruiyeti için nasıl kullandığının örneğidir ve 18. yüzyıl sonu – 19. yüzyıl başında Avrupa imparatorluklarının “Roma mirası”nı sahiplenme yarışının en sembolik örneklerinden biridir. Münih’te Glyptothek, sadece antik heykellerin sergilendiği bir müze değildir. Ludwig I, bu yapı ile Bavyera’nın kültürel üstünlüğünü sanat üzerinden kanıtlama projesini yürütmüştür. Regensburg’daki Walhalla, Alman ulusal anıtının mekanıdır ve antik tapınak tipolojisinin Alman kimliği için yeniden kutsallaştırılmış biçimidir. Bu yapılar birlikte değerlendirildiğinde, 19. yüzyıl ulus devletlerinin klasik dönem mirasını , sadece bir estetik kaynak olmaktan çıkararak, meşruiyet ve köken anlatısı üretmek için kullandığı görülür. Bu gravür, böylece Avrupa’nın antik Yunan-Roma geleneğini modernleştirerek ulusal kimlik inşasında araçsallaştırma sürecini anlamamıza olanak tanır.