GRAVÜR DÜNYASI
Dijital Gravür Kütüphanesi
Bir Gentoo Kadınının Kocasının Cenaze Ateşine Atlayarak Kendini Yakması (Sati Ritüeli)  - S.Wale - 1770`s
GKE9201
Yüksek çözünürlüklü görseller için bizimle iletişime geçin.

Bir Gentoo Kadınının Kocasının Cenaze Ateşine Atlayarak Kendini Yakması (Sati Ritüeli)

SanatçıS.Wale
Gravür YapanJ.Hall
Basım Tarihi1770`s
Baskı TürüBakır Baskı
KategoriKategorize Edilmemiş
KaynakA New, Royal and Authentic System of Universal Geography

Açıklama

Gravür, Avrupa kaynaklarında “sati” veya “suttee” olarak adlandırılan, dul kalan Hindu kadınlarının eşlerinin cenaze törenlerinde kendilerini yakmalarına dayanan ritüeli betimlemektedir. Bu sahnede, ölen eşinin cesedinin yer aldığı odun yığınının üzerinde oturan bir kadın, basina yağ dökerken gösterilmiştir. Arka planda kadın figürleri ağlamakta, rahipler ve halk kalabalığı ise ritüeli izlemektedir. Avrupalı seyyah ve coğrafyacılar, Hindistan’ın dini uygulamalarını egzotikleştiren bu tür gravürlerle, doğu toplumlarını “mistik ama vahşi” olarak nitelendirmişlerdir. Gravürun başlığında bulunan “Gentoo” terimi ise, 18. yüzyıl İngiliz literatüründe Hindu anlamında kullanılmıştır ve dönemin sömürgeci bakış açısını yansıtmaktadır. Gerçekte “sati” ritüeli, Hindistan’ın tüm bölgelerinde yaygın olmayıp belli topluluklarla sınırlıdır. Buna rağmen Avrupa anlatılarında, Hindistan’ın genel bir “barbar geleneği” olarak lanse edilmiştir. Sati Ritüeli, tarih boyunca Hindistan’ın bazı bölgelerinde görülen, dul kalan kadının ölen kocasının cenaze ateşine kendini atarak yakması anlamına gelen eski bir uygulamadır. Sözcük, Sanskritçe “sadık, erdemli eş” anlamındaki satī kelimesinden gelir. Bu ritüel, özellikle Hindu toplumunun yüksek kastlarında (özellikle Rajputlar arasında) “eşine bağlılık” ve “ruhsal birlik” göstergesi olarak yüceltilmiştir. İnanca göre, kadın kendini feda ettiğinde hem kocasının ruhunun arınmasına katkı sağlar hem de kendisiyle ailesine ruhsal kurtuluş getirirdi. Ancak bu düşünce, zamanla toplumsal baskı ve erkek egemenliğinin bir sonucu haline gelmiş, birçok kadının kendi isteği dışında bu ölüme zorlandığı belgelenmiştir. Sati uygulaması, 19. yüzyılda İngiliz sömürge yönetimi döneminde reformcu Raja Ram Mohan Roy gibi aydınların çabalarıyla eleştirilmeye başlanmış ve nihayet 1829’da Bengal’de resmen yasaklanmıştır. Buna rağmen 20. yüzyılın sonlarına kadar nadir de olsa bazı vakalar görülmüştür. Bugün Sati, Hindistan’da hem kadın hakları ihlali hem de toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin trajik bir simgesi olarak değerlendirilir.