| Sanatçı | Marc Antonio Franceschini (1648-1729) |
| Gravür Yapan | Friedrich John (1769-1843) |
| Basım Tarihi | 1827 |
| Baskı Türü | Mezzotint-Çelik Baskı |
| Kategori | Kategorize Edilmemiş |
| Kaynak | Published in the pocket book “Aglaja” by J. B. Wallishausser |
Bu gravür, Marc Antonio Franceschini tarafından yapılmış “Narcissus” (Narkissos) temalı orijinal tabloya dayanmakta olup, Friedrich John tarafından çelik üzerine işlenmiştir. Mitolojik bir sahne olan bu kompozisyon, hem antik Yunan anlatı geleneğinin hem de Barok dönemin duygusal lirizminin etkilerini bir araya getirir. Gravür, nehir tanrısı Kephissos ile su perisi Liriope’nin oğlu Narkissos’un trajik hikayesini betimlemektedir. Yunan mitolojisine göre, güzelliğiyle herkesin ilgisini çeken Narkissos, ona aşık olan tüm perileri ve ölümlüleri reddeder. Bu gururlu tavrı, intikam tanrıçası Nemesis’in lanetiyle cezalandırılır. Narkissos, bir gün bir nehirde kendi yansımasına aşık olur ama bu aşk, yalnızca bir yanılsamadır. Onun, suya eğilerek kendi suretini izlediği an, mitin en dokunaklı ve simgesel anıdır. Franceschini’nin kompozisyonunda, Narkissos’un zarif bedeni nehir kıyısına uzanmış halde görülür. Genç adam, suya dokunmaya çalışırken başını eğmiş, adeta kendi yansımasını okşar gibi bir pozisyondadır. Arka planda görülen iki küçük eros figürü ise sahneye alegorik bir derinlik kazandırır. Biri gülümseyerek diğerini dürtmekte, adeta Narkissos’un kendi güzelliğine düşkünlüğünü eğlenceli bir masumiyetle yargılamaktadırlar. Bu sahne, yalnızca bireysel kibir ve öz hayranlığın değil, aynı zamanda insanın kendi benliğine hapsolmasının görsel alegorisidir. Narkissos’un yüzündeki melankolik ifade, kendi güzelliğinin büyüsüne kapılmış bir ruhun içsel yalnızlığını simgelemektedir. Franceschini’nin kullandığı yumuşak modelleme ve zarif figür çizgileri, Bolognese okulunun klasik zarafet anlayışını yansıtırken, Friedrich John’un gravür tekniği bu idealize edilmiş güzelliği ışık ve gölge oyunlarıyla derinleştirir. Mitolojik bağlamda, Narkissos’un ölümüyle doğan nergis çiçeği (Narcissus poeticus), doğanın döngüselliğini ve yeniden doğuşu temsil eder. Antik anlatıya göre Narkissos'a aşık olan periler onu gömmek isterler, ancak nehrin kıyısına vardıklarında yalnızca bir çiçekle karşılaşırlar ve ona Narkissos adını verirler. Bu nedenle bu çiçek genellikle su kenarında bulunur, çünkü çiçek büyüdükçe kendi yansımasını görmek için suya doğru eğilir, tıpkı Narkissos'un sonsuza dek sevdiği kişiyi bulabilmek için kendi yansımasını beklemesi gibi. Bu gravür, aynı zamanda Freud’un “narsisizm” kavramının temelini oluşturan efsanenin sanatsal bir temsilidir.