| Sanatçı | Domenichino (1581-1641) - Michele Desubleo (1602-1676) |
| Gravür Yapan | Friedrich John (1769-1843) |
| Basım Tarihi | 1827 |
| Baskı Türü | Mezzotint-Çelik Baskı |
| Kategori | Kategorize Edilmemiş |
| Kaynak | Published in the pocket book “Aglaja” by J. B. Wallishausser |
Bu gravür, Michele Desubleo (1602-1676) tarafından yapılmış bir tabloya dayanmakta olup, 19. yüzyılda Friedrich John (1769-1843) tarafından çelik üzerine ustalıkla işlenmiştir. Gravür, “Davut” başlığını taşır ve İncil’de anlatılan Davut’un Golyat’ı öldürmesi sahnesini, olayın hemen sonrasındaki bir anı betimlemektedir. Resmin ilk olarak Bologna Ekolü’nden Domenichino çevresine atfedildiği, ancak daha sonra yapılan üslup incelemeleri sonucunda Michele Desubleo’ya ait olduğu kabul edilmiştir. Gravür yayımlandıgı tarihte orjinal tablo Domenichino atfedildiginden gravurde de Domenichino`nun ismi bulunmaktadır. Flaman kökenli bir sanatçı olan Michele Desubleo, İtalya’ya yerleşmiş ve Roma’da Caravaggio’nun ışık ve gölge oyunlarından etkilenmiştir. Daha sonra 1636’dan itibaren Guido Reni’nin atölyesinde geçirdiği yıllar ise onun sanatını daha klasik ve zarif bir çizgiye yönlendirmiştir. Gravürde Davut, arkasını izleyiciye dönmüş şekilde betimlenmiştir. Elinde kılıcını tutarken, diğer kolunu öldürdüğü dev Golyat’ın kesik başına yaslamıştır. Bu jest, hem zaferin ağırlığını hem de genç kahramanın içsel düşünce halini yansmaktadır. Desubleo, burada kahramanlık sahnesini bir dramatik an olmaktan çıkararak, insan ruhunun içsel dinginliğini, zafer sonrası sükuneti vurgulamaktadır. Davut’un omzundan aşağıya dökülen benekli kürk, onun krallığa giden yolculuğunun simgesidir. Bu, aynı zamanda Rönesans ve Barok resimlerinde Tanrısal takdirin bir nişanesi olarak görülür. Başındaki tüy şapka ve zarif giysi detayları, sahneye aristokratik bir zarafet kazandırmaktadır. Friedrich John’un gravür tekniğiyle elde edilen yumuşak ton geçişleri, Davut’un kas yapısını natüralist bir biçimde ortaya çıkarırken, yüzündeki düşünceli ifade idealize edilmiş bir zarafet taşır. Sonuç olarak, bu gravür yalnızca “kahramanlık” temasını değil, insanın zafer sonrası içsel sessizliğini, düşüncenin ve tevazunun yüceliğini anlatır. Desubleo’nun klasik zarafeti ile Caravaggio’nun dramatik ışığı arasında bir köprü kuran bu kompozisyon, Rönesans sonrası Avrupa sanatında “zaferin ahlaki yansıması” olarak değerlendirilebilir.