| Sanatçı | J. Cramb (Photographer-Fotoğrafçı) |
| Gravür Yapan | E.Radclyffe |
| Basım Tarihi | 1860`s |
| Baskı Türü | Asit Yedirme |
| Kategori | Kategorize Edilmemiş |
| Kaynak | William Collins, Glasgow |
Bu gravür Samiriye antik kentinin kalıntılarını betimlemektedir. Gravürdeki manzara, bir zamanlar kralların sarayları, sütunlu caddeleri ve tapınaklarıyla süslü olan bu antik kentin sessiz kalıntılarını, çevredeki dağlık arazinin gölgesinde ve pastoral bir atmosfer içinde sunmaktadır. Antik Samiriye kenti, günümüz Batı Şeria’sında, Nablus’un yaklaşık 10 kilometre batısında yer alır. M.Ö. 9. yüzyılda İsrail Kralı Omri tarafından kurulmuş ve Kuzey İsrail Krallığı’nın başkenti yapılmıştır. Kentin stratejik konumu, onu hem politik hem de ticari bakımdan dönemin en güçlü merkezlerinden biri haline getirmiştir. Omri’nin oğlu Kral Ahab döneminde Fenike kültürüyle güçlü ilişkiler kurulmuş, bu sayede mimari ve süsleme sanatında zengin bir sentez ortaya çıkmıştır. Bu döneme ait olan ve bugün arkeolojik müzelerde sergilenen “Samiriye fildişleri”, antik Yakın Doğu’nun en zarif sanat eserleri arasında kabul edilir. Gravürde solda görülen sütun sıraları, Roma döneminde şehrin yeniden inşasıyla oluşturulan Sebaste (Sebastia) yerleşimine aittir. M.Ö. 1. yüzyılda Kral Herodes (Herod) tarafından İmparator Augustus’un onuruna yeniden düzenlenen kent, bu dönemde bir Roma kolonisi kimliği kazanmış ve Sebaste adını almıştır. Sütunlu cadde, tiyatro, tapınak temelleri ve sur kalıntıları bu yeniden inşa sürecinin izlerini taşır. Gravürde, öndeki figürler (gezginler, yerel rehberler ve çobanlar) 19. yüzyılın oryantalist seyahat anlatılarında sıkça rastlanan, “antik harabelerle insanın sürekliliği” temasını vurgulayan sembolik bir öğe olarak yerleştirilmiştir. Samiriye, tarih boyunca yalnızca siyasi bir başkent değil, aynı zamanda Samarit halkının (Samiriyeliler) kültürel ve dini merkezi olarak da önemini sürdürmüştür. Bu topluluk, Tevrat’ın ilk beş kitabına sadık kalarak Gerizim Dağı’nı kutsal mekan olarak kabul etmiş ve Yahudilikle paralel bir inanç geleneğini günümüze kadar yaşatmıştır.