| Sanatçı | Edwin Henry Landseer (1802-1873) |
| Gravür Yapan | Lumb Stocks (1812-1892) |
| Basım Tarihi | 1854 |
| Baskı Türü | Çelik Baskı |
| Kategori | Askeriye |
| Kaynak | The National Gallery Div 7 Comprising The Pictures Known As The Vernon Collection And A Selection From The Works Of Modern Sculptors (R.Holdgate) |
Bu gravür, gerçek bir savaş sahnesine dayanmamakta olup savaşın korkunçluğunu doğrudan göstermek için yapılmıştır. Savaşın görkemli ya da kahramanca yönlerinden ziyade, onun yıkıcı ve trajik sonuçlarını gözler önüne sermektedir. Kompozisyonda ölen ve ölmekte olan askerler, savaş alanına serilmiş şekilde tasvir edilmiştir. Trompetin ipek işlemelerinden anlaşılacağı üzere askerler, İngiliz Kraliyet Atlı Muhafızlarına bağlıdır. Askerlerin yanında bir ölü diğeri ağır yaralı iki at betimlenmektedir. Özellikle sağda, kendini döküntülerin arasından kurtarmaya çalışarak hala yaşam mücadelesi veren siyah atın geriye doğru başını kaldırışı ve acı dolu ifadesi, sahnenin dramatik yoğunluğunu artırmaktadır. Arkadaki yıkılmış kulübe, devrilmiş pencere kafesi ve harap olmuş bahçe, savaşın yalnızca askerler ve ordular değil, sivil yaşam ve doğa üzerinde de yarattığı tahribatı vurgulamaktadır. Ressam Sir Edwin Landseer, savaşın ihtişamını değil, sefaletini ve anlamsızlığını tasvir etmeyi seçmiştir. Gravürde, savaş alanı yalnızca askerlerin değil, hayvanların da sessiz trajedisine sahne olmaktadır. Resimdeki atların ifadeleri, insanla hayvan arasındaki kader ortaklığını dramatik bir şekilde ortaya koymakta ve insanın ölümü ile atın acısı birbirini tamamlayan bir savaş metaforuna dönüşmektedir. Gravürün en dikkat çekici ayrıntılarından biri, ölmüş süvarinin başucuna yerleştirilmiş gül motifidir. Bu gül, sıradan bir dekoratif unsur değil, çok katmanlı bir ikonografik anlam taşımaktadır. Bir yandan hayatın kırılganlığını ve ölümün kaçınılmazlığını simgelerken diğer yandan da ölen askerin bir birey olarak anısını ve geride kalanların onun hatırasını yaşatma arzusunu temsil etmektedir. Hıristiyan sembolizminde ise gül, şehitlik ve ilahi sevgiyi çağrıştırmaktadır. Bu bağlamda süvarinin ölümü yalnızca bir kayıp değil, aynı zamanda bir fedakarlık ve hatırlanma çağrısı olarak da okunabilir.