| Sanatçı | Herman Moll (1654-1732) |
| Basım Tarihi | 1725 |
| Baskı Türü | Bakır Baskı-Orijinal Elle Boyama |
| Kategori | Haritalar |
Bu harita, 18. yüzyıl başında Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa, Anadolu, Kafkasya, Levant ve Kuzey Afrika’yı kapsayan en geniş ve bütüncül sınır tasvirlerinden birini sunar. Britanyalı kartograf Herman Moll tarafından 1725 yılında yayımlanan 48x45 cm büyüklüğündeki bu harita, özellikle Avusturya-Türk Savaşları (1683-1699) sonrasında şekillenen yeni siyasi dengeleri görselleştirmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Karlofça Antlaşması (1699) ile Osmanlı İmparatorluğu’nunn Orta Avrupa’daki hakimiyetinin gerilemesi ve Eflak (Wallachia) ile Sırbistan’ın Avusturya nüfuzuna girmesi, haritada açık biçimde okunabilmektedir. Bu yönüyle harita, Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlar’daki sınırlarının yeniden tanımlandığı bir dönemi göstermektedir. Harita, Moll’un karakteristik üslubuna uygun olarak siyasi sınırları, eyalet adlarını, nehir sistemlerini ve dağ silsilelerini dengeli bir biçimde bir araya getirir. “The Whole Turkish Empire” başlığı altında Osmanlı coğrafyası; Turkey in Europe, Turkey in Asia, Arabia, Egypt, Barca, Natolia, Armenia ve Circassia gibi dönemin Batılı terminolojisiyle adlandırılmıştır. Bu adlandırmalar, yalnızca coğrafi bir sınıflandırmayı değil, aynı zamanda 18. yüzyıl İngiliz siyasi ve tarih yazımında Osmanlı dünyasının nasıl kavramsallaştırıldığını da yansıtır. Karadeniz, Akdeniz, Kızıldeniz ve Hazar Denizi gibi stratejik su yollarının belirgin biçimde vurgulanması da, imparatorluğun ticaret ve askeri lojistik ağlarının merkezi rolüne de işaret eder. Herman Moll’un haritası, yalnızca bir coğrafya temsili değil aynı zamanda emperyal güç dengelerini okuma aracı olarak tasarlanmıştır. Avusturya, Moskova, İran ve Arap yarımadası ile Osmanlı sınırlarının dikkatle işlenmesi, haritanın batılı izleyiciye Osmanlı İmparatorluğu’nun “mevcut gücünü ve sınırlılıklarını” birlikte göstermeyi amaçladığını ortaya koymaktadır. Bu bağlamda harita, Osmanlı İmparatorluğu’nun halen çok geniş bir coğrafyaya hükmettiğini, ancak Avrupa cephesinde artık savunmaya çekilmiş bir imparatorluk konumuna geçtiğini ima eder.