| Basım Tarihi | 1867 |
| Baskı Türü | Tahta Baskı (Gazete-Arkası Yazılı) |
| Kategori | Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye |
| Kaynak | Illustrated Times (June 20 1867-Page 41) |
20 Haziran 1867 tarihinde Illustrated Times gazetesinde yayımlanan bu gravür ve haber metni, Osmanlı Devleti’nin 32. padişahı Sultan Abdülaziz’in (saltanatı 1861-1876) İngiltere topraklarına ayak basışını yalnızca görsel bir tören sahnesi olarak değil, 19. yüzyıl Avrupası’nın Osmanlı’ya bakışını, diplomatik sembolizmi ve güç algısını yansıtan tarihsel bir anlatı olarak kurgulamıştır. Sultan Abdülaziz, Avrupa’yı resmi olarak ziyaret eden ilk Osmanlı padişahıdır. Haber metni özetle şöyledir; İngiltere tarihinde ilk kez bir Osmanlı Sultanı’nın ülkeye ayak basması, Batı Avrupa kamuoyunda olağanüstü bir olay olarak değerlendirilmiş ve ziyaret, resmi olarak abartılı bir ihtişam planlanmamış olsa bile, coşkusu ve etkisi bakımından Dover’da daha önce karşılanan tüm hükümdar ziyaretleriyle, hatta Fransız İmparatoru ve İmparatoriçesi’nin gelişiyle dahi kıyaslanabilecek düzeyde görülmüştür. “Müslüman ırkın büyük lideri” ve “Halifeler ve Sultanlar silsilesinin temsilcisi” gibi ifadelerle Sultan, yalnızca bireysel bir hükümdar değil, İslam dünyasının tarihsel sürekliliğini temsil eden simgesel bir figür olarak tanımlanmıştır. Sultan’ın Dover’a çıkışı, Galler Prensi, Cambridge Dükü, Mısır Hidivi ve diğer üst düzey İngiliz aristokratları eşliğinde gerçekleşmiştir. Londra’ya varışta Charing Cross İstasyonu’nun özenle süslenmesi, onur kıtaları, diplomatik arabalar, askeri birlikler ve büyük halk kalabalığı, bu ziyaretin bir devlet töreninden öte, kamusal bir gösteri niteliği taşıdığını ortaya koymaktadır. Sultan’ın Buckingham Sarayı’nda kendisine tahsis edilen ve uzun süredir kullanılmayan Belçika Dairesi’nde ağırlanması, hem mekansal hem de sembolik olarak bu ziyarete atfedilen önemi pekiştirmiş ve dairelerin geçici kullanımına rağmen büyük bir estetik titizlikle yeniden düzenlenmesi özellikle vurgulanmıştır. Ziyaret süresince Windsor Kalesi’nde Kraliçe ile yapılan resmi görüşme, opera ziyareti, Woolwich Arsenal’deki askeri incelemeler ve Crystal Palace’taki büyük organizasyonlar, Sultan’ın İngiltere’de yalnızca diplomatik bir misafir değil, aynı zamanda askeri, kültürel ve toplumsal merak uyandıran bir figür olarak algılandığını göstermektedir. Özellikle Palliser mermilerine duyduğu ilgi ve restorasyon fonuna yaptığı cömert bağış, bu ziyaretin karşılıklı saygı ve prestij temelinde yürütüldüğünü ortaya koyar. Bütün bu anlatı, Sultan’ın İngiltere ziyareti aracılığıyla Osmanlı İmparatorluğu’nun 19. yüzyıl Avrupa’sında hala güçlü, tarihsel ve sembolik bir aktör olarak kabul edildiğini açık biçimde yansıtan bütünlüklü bir tablo sunmaktadır. Gravürde, Dover limanında askeri birliklerin düzenli saflar halinde dizilişi, üst geçitlerde ve iskelelerde toplanan kalabalık, liman mimarisi ve arka plandaki yapılar, metinde anlatılan “tasarlanmış büyük bir ihtişam olmamasına rağmen etkisi ve coşkusu son derece güçlü olan” karşılamayı görselleştirir.