GRAVÜR DÜNYASI
Dijital Gravür Kütüphanesi
Topkapı Sarayının Arz Odasına Giriş - Thomas Allom (1804-1872) - 1838
GOT0901
Yüksek çözünürlüklü görseller için bizimle iletişime geçin.

Topkapı Sarayının Arz Odasına Giriş

SanatçıThomas Allom (1804-1872)
Gravür YapanThomas Barber (Active 1818-1846)
Basım Tarihi1838
Baskı TürüÇelik Baskı
KategoriOsmanlı İmparatorluğu ve Türkiye
KaynakConstantinople And The Scenery Of the Seven Churches of Asia Minor Illustrated…, With an historical Account of Constantinople, and Descriptions of the Plates… (Fisher, Son & Co. London & Luai De L'Ecole, Paris)

Açıklama

Bu gravür, Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetim ve adalet mekanizmasının kalbi olan Topkapı Sarayı’ndaki Arz Odasını yani Kubbealtı Divanı’na betimlemektedir. “Topkapı Sarayının Arz Odasına Giriş” başlıklı bu gravürün yer aldığı “Constantinople And The Scenery Of the Seven Churches of Asia Minor Illustrated…” adlı kitapda Arz Odası yani Kubbealtı Divanı ile ilgili yazılı bilgiler özetle şöyledir; Osmanlı devlet yönetiminde Divan, yalnızca adaletin tevzi edildiği bir mahkeme değil, aynı zamanda kanunların yapıldığı, diplomatik meselelerin görüşüldüğü ve imparatorluk bürokrasisinin en önemli kararlarının alındığı merkezdir. Burada davalar görülür, kanunlar yapılır, fermanlar çıkarılır, askerlere ulufe ödenir ve yabancı elçiler, padişahın huzuruna kabul edilmeden önce hazırlanırdı. Kubbealtı, sarayın ikinci avlusunda yer almakta olup iki kubbeli sade bir yapı olup içinde sedirler dışında eşya bulunmaz. Mekana adını veren bu uzun sedirler duvar boyunca uzanan takriben yetmiş santim yüksekliğinde ve üstü yastıklarla kaplıdır. Sadrazamın başkanlığında divan toplantıları haftada dört gün yapılır, Rumeli ve Anadolu kazaskerleri ile İstanbul kadısı sadrazama yardımcı olarak yüksek yargı heyetini oluşturur. Osmanlı hukukunda Kur’an hükümleri esas alınır ve davalar hızlı ve kesin biçimde sonuçlandırılır, tarafların davayı gereksiz yere uzatması durumunda falaka gibi disiplin cezaları uygulanabilirdi. Gravürde görülen mekan, hem bu işleyişin simgesi hem de Osmanlı devlet erkanının ciddiyetini yansıtan bir sahnedir. Ön planda yüksek rütbeli devlet görevlileri ve dizilmiş çavuşlar görülmektedir. Arkada ise Divan’a davacıların ve elçilerin kabul edildiği kapı dikkat çekmektedir. Bu kapı, aynı zamanda suçluların cezalandırıldığı yer olması nedeniyle halk arasında “kapı arası” deyimine kaynaklık etmiştir. Saray teşrifatında Divan yalnızca adli işleviyle değil, aynı zamanda ulufe dağıtımı ve yabancı elçilerin kabulü gibi siyasi ritüellerle de önemli bir yer tutardı. Özellikle elçi kabullerinde Osmanlı ihtişamı, törensel düzen, ikramlar ve kaftan giydirme merasimleri batılı gözlemciler üzerinde derin bir etki bırakmıştır. Bu sahneler pek çok seyyah ve sanatçının eserine yansımıştır. Dolayısıyla bu gravür, yalnızca mimari bir betimleme değil, Osmanlı’nın adalet anlayışını, diplomatik protokolünü ve devlet gücünün görsel bir temsilini aktarmaktadır.