GRAVÜR DÜNYASI
Dijital Gravür Kütüphanesi
Beşiktaştaki Çırağan Sarayından İstanbul Manzarası - William Henry Bartlett (1809-1854) - 1854
GOT0603K
Yüksek çözünürlüklü görseller için bizimle iletişime geçin.

Beşiktaştaki Çırağan Sarayından İstanbul Manzarası

SanatçıWilliam Henry Bartlett (1809-1854)
Gravür YapanRobert Wallis (1794-1878)
Basım Tarihi1854
Baskı TürüÇelik Baskı
KategoriOsmanlı İmparatorluğu ve Türkiye
KaynakThe Beauties Of The Bosphorus (London Published in The Proprietors By Geo. Virtue 26 Ivy Lane)

Açıklama

Bu gravür, 1834 yılında II. Mahmud tarafından Boğaziçi kıyısında Beşiktaş ile Ortaköy arasında inşa ettirilen ve 1857’de yıkılarak yerine bugünkü Çırağan Sarayı’nın yapıldığı eski Beşiktaş (Çırağan) Sarayı’nı ve çevresini betimlemektedir. Sarayın bulunduğu alan, 17. yüzyılda Kazancıoğlu Bahçeleri olarak bilinirken, 18. yüzyılda Lale Devri’nin görkemini yansıtan sahil sarayları ve bahçeleriyle eğlence ve kültürün merkezi haline gelmiştir. III. Ahmed’in sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’ya hediye edilen bu bölgede yaptırılan yalı ve bahçelerinde düzenlenen meşaleli şenlikler nedeniyle, bu alan Farsçada ‘ışıklar’ anlamına gelen Çırağan adıyla anılmıştır. Gravürde betimlenen yapı, Sultan II. Mahmud’un 1834 yılında yıktırdığı yalı ve Beşiktaş Mevlevihanesi’nin yerine inşa ettirdiği ilk büyük Çırağan Sarayıdır. Ancak II. Mahmud’un ömrü bu yapının tamamlandığını görmeye yetmemiş, saray oğlu Sultan Abdülmecid tarafından 1839’da tamamlanmıştır. Saray, ahşap ağırlıklı olsa da Boğaz’a bakan cephesi antik çağ üslubunu çağrıştıran, kırk taş sütunla desteklenmiş görkemli bir mimariye sahipti. Batılı gözlemcilerin aktarımlarında saray, Avrupai üslupta inşa edilmeye çalışılmış olsa da ağır ve hantal bir yapı olarak nitelendirilmiş, buna karşın Marmara Denizi, Haliç ve Boğaziçi’ni kapsayan panoramik konumu itibarıyla imparatorluğun ihtişamını yansıtmıştır. Sarayın kara tarafında sarayın yapımı esnasında çalışan Bulgar işçilerinin çadırları, etraftaki servi ve çınar ağaçları, arka plandaki İstanbul siluetiyle birleşerek hem mimari hem de sosyal atmosferi yansıtılmaktadır. Denizde demirlemiş Osmanlı savaş gemileri ve Boğaz’daki yelkenliler, sarayın yalnızca bir hanedan ikametgahı değil, hem modernleşen deniz gücünün görsel bir temsili hemde Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri ve siyasi kudretini simgeleyen bir mekan olduğunu ortaya koymaktadır. Gravürün kompozisyonunda kullanılan renkler ve ışık-gölge etkisi, Çırağan’ı Batı dünyasının gözünde “egzotik” ve ihtişamlı bir yapı olarak öne çıkarırken, Boğaziçi’nin eşsiz doğası ile Osmanlı saray mimarisinin birleştiği görsel bir senfoni yaratır.