GRAVÜR DÜNYASI
Dijital Gravür Kütüphanesi
Boğaziçindeki Türk Evleri Ve Bebekde Yılanlı Yalı - William Henry Bartlett (1809-1854) - 1838
GOT0301
Yüksek çözünürlüklü görseller için bizimle iletişime geçin.

Boğaziçindeki Türk Evleri Ve Bebekde Yılanlı Yalı

SanatçıWilliam Henry Bartlett (1809-1854)
Gravür YapanJoseph Clayton Bentley (1809-1851)
Basım Tarihi1838
Baskı TürüÇelik Baskı-Orijinal Elle Boyama
KategoriOsmanlı İmparatorluğu ve Türkiye
KaynakThe Beauties Of The Bosphorus (London Published For Proprietors By Geo. Virtue 26 Ivy Lane, 1838)

Açıklama

Boğaziçi kıyılarını süsleyen Türk evleri ve yalıları, 19. yüzyılda Batılı seyyahların gözünde yalnızca mimari yapılar değil, aynı zamanda Osmanlı yaşamının estetik ve toplumsal düzenini yansıtan sahneler olarak algılanmıştır. "Boğaziçindeki Türk Evleri” başlıklı bu gravürle ilgili “The Beauties of the Bosphorus” adlı eserde bu evler özetle şöyle tasvir edilir; “Kıyı boyunca sıralanan bu evler, çoğunlukla doğrudan denize doğru uzanan teraslar üzerine inşa edilmiş, bazen suyun üzerine taşan çıkmalarıyla dikkat çeker. Bu evlerin dış cepheleri değişik renklerle boyanmıştır. Ermenilerin ve Rumların evleri genellikle mat bir kırmızı, kurşuni ve siyah tonlarla bezenmiştir. Daha canlı renkler, Türk evlerine ayrılmıştır. Varlıklı konaklarda ise iki farklı renkte boyanarak ayrı yapılar gibi görünmesi sağlanmıştır. İnşa tarzları düzensiz ve parçalı olsa da, bu düzensizlik aslında Boğaziçi’nin özgün manzarasını zenginleştiren, doğa ile bütünleşmiş bir mimari üslup yaratmıştır. Yalıların en özgün özelliklerinden biri de bahçeleri ve teraslarıdır. Çevresi servi, çınar ve akçaağaçlarla bezeli bu yapılar, yazlık ikametgah olarak kullanıldıkları için adeta doğa ile kaynaşmış birer sayfiye mekanıdır. Pencere önlerinde kafesli teraslar, çiçek kokularıyla dolu bahçeler ve kıyıya yanaşan kayıklar, günlük yaşamın ayrılmaz parçalarıdır. Özellikle harem bölümlerine ait kafesli teraslar, hem mahremiyeti korumuş hem de estetik bir incelik katmıştır. İç mekan düzenlemeleri ise, dış görünümlerinden daha da süslü ve hayal gücünü zorlayıcıdır. Duvarlarda manzara, meyve ve çiçek freskleri, tavanlarda ince süslemeler bulunur. Bu iç mekanlar neşe ve ferahlık düşüncesiyle tasarlanmış, Batılı gözlemcilerin ifadesiyle “peri sarayları kadar zarif, fakat neredeyse onlar kadar kırılgan” mekanlar olarak tanımlanmıştır.” Kitaptaki bu anlatımda göstermektedir ki, Boğaziçi Türk evleri yalnızca bir mimari tipoloji değil, aynı zamanda Osmanlı toplumunun doğayla kurduğu bağın, gündelik yaşamın inceliklerinin ve estetik anlayışının somut bir tezahürüdür. Hem ihtişamlı konakları hem de sade yapılarıyla bu evler, Batılı seyyahların gözünde Boğaziçi’ni bir sahne, yalıları ise bu sahnede rol alan dekoratif ve şiirsel ögeler haline getirmiştir. Son olarak, gravürde ortada görülen ev Yılanlı Yalıdır. Rumelihisarı ile Bebek semti arasında bulunan Yılanlı Yalı, XVII. yüzyılın sonlarında inşa edilmiştir. Yalı, 1964 senesinde çıkan bir yangında oldukça hasar görmüştür. Bu yangında yalının harem kısmı yanmış ve yeniden yapılmamıştır. Zamanında yalının satılmasını önlemek için içinde yılan olduğu iddia edildiğinden isminin yılanlı yalı olarak kaldığı çeşitli kaynaklarda yazılmıştır.